Kanser hastaları için iyi bir besin olarak bilinen üzümün kabukları ve çekirdekleri ile beraber yenilmesi gerektiğini ifade edildi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, yaptığı açıklamada, sağlık açısından da birçok faydası olan kara üzümün tip ve çeşitlerinin belirlenmesi için üretim çalışmalarına başladıklarını ve çalışmaların iki yıl içinde tamamlanacağını söyledi.
Fakültenin araştırma ve uygulama sahasında sürdürdükleri çalışmanın kara üzümün antimutagen ve antikanserojen özelliklerinden dolayı Karadeniz Bölgesi’nde bağcılığın geliştirilmesini sağlamayı amaçladığını anlatan Çelik, şunları kaydetti:
”Karadeniz’in güney yamaçlarında tütün, fındık ve çaya alternatif olarak kokulu kara üzüm yetiştirilmesini amaçlıyoruz. Bu nedenle TÜBİTAK tarafından da desteklenen bir proje başlattık. 90 bin TL tutarındaki proje kapsamında kara üzümün antimutagen ve antikanserojen özelliklerinden dolayı Karadeniz Bölgesi’nde bağcılığın artmasını sağlamak, üzüm üretimini teşvik etmek için bölgede yetişen kaliteli kokulu üzüm tiplerini geliştirmeyi amaçlıyoruz.”
Çelik, proje kapsamında geliştirdikleri ve Karadeniz’de yetişen ve siyah kokulu üzümlerin kabukları ve çekirdeklerinin de önemli olduğunu belirtti.
Kanser hastaları için iyi bir besin olarak bilinen üzümün kabukları ve çekirdekleri ile beraber yenilmesi gerektiğini ifade eden Çelik, şöyle devam etti:
”Üzümün kabuklarında bulunan ve özellikle de Karadeniz’deki nemli iklimlerde yetişen kokulu kara üzümün kabuğunda bolca yer alan resveratrol maddesi bir yandan üzümün yetişmesini sağlarken, öte yandan antioksidan, antimutagen ve antikanserojen aktivitesi göstererek, insan vücudunda kanser dokularının oluşumunu, gelişimini ve artmasını engellemektedir. Ayrıca kolesterolü düşürdüğü de saptanmıştır.”
Çelik, bazı ziraat ile tıp fakülteleri arasında yapılan iş birliği çalışmalarına da değinerek, bu kapsamda kendileri de bir proje üzerinde çalıştıklarını bildirdi.
Çelik projenin, üzümün kanser araştırmaları çalışmalarındaki önemi, lösemi ve lenfoma tedavisinde kemoterapinin etkisinin artırılması ya da yan etkilerinin azaltılması için resveratrol kullanılabilmesi yolunda bir çalışmayı kapsadığını kaydetti.
Önce bir sinema, sonra mum ışığında bir yemek, ardından dans, sonra…
Hayır sonrası sandığınız gibi değil. Gerçi tüm romantik öğeler gece üzerine kurulmuştur ama kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var…
Seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08.00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16.00 suları. Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor. Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar:
07:00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hala zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.
08:00 Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar.
09:00 Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.
11:00 Vücudumuz tam formundadır.
13:00 Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.
15:00 Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.
16:00 Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.
17:00 Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.
19:00 Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.
21:00 Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.
23:00 Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.
01:00 Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.
03:00 Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır.
05:00 Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni bir gün için hazırlanır.
Etiketler: aşk hayatı, cinsel yaşam, cinsellik, kadın erkek ilişkisi
1.10 dakikayı iyi değerlendirin
İkinizden biri sabahlan daha önce kalkıyorsa kahvaltıyı hazırlayıp, beraber yiyebilirsiniz. Unutmayın; önemli olan vakit yaratmak değil, yaratılan o vakti nasıl geçirdiğiniz.
2. Mail atın ya da mesaj çekin
Gün içinde sevgilinizi arayıp akşam yemeğinde ne yapacağınızı sormak yerine ona sürpriz yapıp; ona aşkınızı anlatan bir mail atabilir ya da mesaj çekebilirsiniz.
3. Seks için zorlamak gereksiz
Duygusal bir yakınlaşma ya da içten gelen bir seks yapma isteği hissetmiyorsanız, birlikte olmayın, istekli olduğunuz zamanda da, özel 10 dakikayı sekse ayırabilirsiniz.
4. Ortak noktaları artırın
Bir ilişkiyi sadece birlikte alışveriş yapmak, gezmek ya da yemek hazırlamak besleyemez. Arada değişiklik yapıp birlikte şarkı söyleyebilir, oyun oynayabilir ya da güleceğiniz başka aktiviteler yaratabilirsiniz. Böylece ona olan sevginizi göstermek için hafta sonlarını beklemek gerekmez.
Etiketler: evlilik, ilişkiyi onarmanın yolları, kadın, kadın erkek ilişkisi
Aksöğüt, Avrupa ağırlıklı olmak üzere, Orta ve Güneydoğu Asya , ABD’de yetişmekte olan 20-30 metreye kadar ulaşan aslında ASPİRİN olarak bildiğimiz ağrı kesici ve ateş düşürücünün de çıkış noktası olan bir ağaç türüdür. Aksöğüt kabuğu içerdiği asit türleri sayesinde sindirim sistemini düzenler ve hareketlendirerek, sindirim tembelliğini önler.
Çay “siyah”, “oolong”, “yeşil” ve “beyaz” olarak dört kategoriye ayrılabilir. Hepsi “Camelia Sinensis” adlı bitkinin yapraklarından elde edilir. Çayları farklı kılan üretim aşamasındaki fermantasyondur. Yeşil çay hiç fermente edilmez. Çayın en tazesi ve vücuda siyah çaydan daha faydalı olanıdır.
Yeşil çay içindeki kateşinler sayesinde:
Kanser riskini azaltır.
Yeşil çay yemek borusu kanserini erkeklerde %57, kadınlarda %60 oranında önlemektedir.
Yeşil çay düzenli içilmesi halinde prostat kanseri riskini üçte iki azalmaktadır.
Yeşil çay deri kanserine yol açan ultraviyole ışınların zararından korur.
Tümörü küçültür.
Antioksidandır.
Yeşil çaydaki antioksidan
E vitaminindekinden 20 kez daha kuvvetlidir.
Kolesterolü düşürür.
Tansiyonu ayarlar.
Kan şekerini ayarlar.
Bakterileri öldürür.
Grip virüsünü öldürür.
Ağız kokusunu önler.
Yeşil çay içindeki C vitamini sayesinde:
Stresi azaltır.
Gribi önleyicidir.
Yeşil çay içindeki kafein sayesinde:
Performansı etkiler, yorgunluk ve uyku halini ortadan kaldırır.
İdrar söktürücüdür.
İdrar söktürücü özelliğinden dolayı zayıflama rejimlerinde kullanılıyor.
Yeşil çay içindeki flavonoidler sayesinde:
Kan damarlarını güçlendirir.
Yeşil çay içindeki polisakkaridler sayesinde:
Kan şekerini düşürür.
Yeşil çay içindeki fluorid sayesinde:
Diş çürümesini engeller.
Yeşil çay içindeki E vitamini sayesinde:
Antioksidan olarak rol oynar.
Yaşlanmayı geciktirir.
Yeşil çay içindeki EGCG(Epigallokateşin Gallat) adlı kimyasal madde sayesinde:
Kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor.
Akciğer, mide, bağırsak karaciğer ve deri kanserlerini önleyici etki yapıyor.
Alzheimer’i önleyici
Sigara kullanımının toksik etkisini azaltıyor.
Yeşil çay içen hamile kadınlar sorunsuz bir doğum gerçekleştirebilirken, sakat çocuk dünyaya getirme riski de azalacak.
Yeşil Çay:
Anti enflamatuar, hücre yenileyicidir.
Arterioskleroz riskini azaltır.
Damar sertliğinden koruyor. Kılcal damarları büzerek ödem oluşmasını önlüyor.
Deriyi besler
Kalp ve dolaşım sistemini olumlu etkiler.
Kemik erimesini engelliyor.
Kilo verdirir.
Mide ve bağırsak problemlerini hafifletir.
Migreni geçiriyor.
Sürekli kullanımı, romatizmal hastalıkların tedavisinde fayda sağlar.
Vücuttaki yağların yakılma sürecini hızlandırarak diyetleri destekler.
İstenmeyen yağların %30′unu absorbe eder.
İdrar söktürücü, sıkıştırıcı özellikleri olan at kuyruğunun başta yaprak ve sapları olmak üzere tüm bölümlerinden yararlanılıyor. Yağ dokularını eritici etkisi nedeniyle kullanılan bitkinin yaraları iyi edici özelliği de bulunuyor. Aşırı kullanımlarda böbreklere zarar verebildiğinden bir uzman kontrolünde alınmalı.
İdrar söktürücü, sıkıştırıcı özellikleri olan at kuyruğunun başta yaprak ve sapları olmak üzere tüm bölümlerinden yararlanılıyor. Yağ dokularını eritici etkisi nedeniyle kullanılan bitkinin yaraları iyi edici özelliği de bulunuyor. Aşırı kullanımlarda böbreklere zarar verebildiğinden bir uzman kontrolünde alınmalı.
Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapıyor. Uzun süreli kullanımlarda kusma, bulantı, bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.
Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapıyor. Uzun süreli kullanımlarda kusma, bulantı, bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.
Yağları kırması, kan dolaşımını hızlandırması ve idrar söktürücü etkisiyle zayıflamayı sağlıyor. Biberiye bitkisinden elde edilen yağın, dıştan sürüldüğünde bağ dokularını kuvvetlendirdiği, ölü hücreleri temizleyerek zayıflamaya ve güzelliğe katkıda bulunduğu saptandı.
Yağları kırması, kan dolaşımını hızlandırması ve idrar söktürücü etkisiyle zayıflamayı sağlıyor. Biberiye bitkisinden elde edilen yağın, dıştan sürüldüğünde bağ dokularını kuvvetlendirdiği, ölü hücreleri temizleyerek zayıflamaya ve güzelliğe katkıda bulunduğu saptandı.
Limon esansından elde edilen bu yağ, limon kabuklarının sıkılması veya su buharı distilasyonu ile elde ediliyor. Terlemeyi sağlayan limon yağı, idrar söktürücü ve kurt düşürücü olarak da kullanılıyor.
Limon esansından elde edilen bu yağ, limon kabuklarının sıkılması veya su buharı distilasyonu ile elde ediliyor. Terlemeyi sağlayan limon yağı, idrar söktürücü ve kurt düşürücü olarak da kullanılıyor.
Arıların getirdiği polenlerin toplanıp granür haline getirilmesiyle elde edilen bu besin, yoğun biçimde vitamin, mineral ve enzim içeriyor. Yemeklerden önce alındığı zaman iştah kapatırken yemeğin ortasında alındığında ise iştah açıyor. Tokluk hissi veren polen diyet sırasında yitirilen gücü takviye ediyor. Bir küçük çay kaşığı granür polen, bir bardak su, süt ya da da meyve suyu ile karıştırılarak alınıyor. Hemen eriyen polen, yorgunluk, halsizliğe karşı da etkili.