Zayiflama, Guzellik

msgbartop
msgbarbottom

Bebeklerdeki kabızlık sorunu ve giderilmesi

Bebeklerdeki kabızlık sorunu ve giderilmesi
Hemen hemen tüm yeni doğmuş bebeklerde kabızlık sorunu yaşanmakta ve bu hem bebeği hemde anneleri inanılmaz huzursuz etmektedir.  Anneler olarak bu durumdan kurtulmak için bilmemiz gereken bir kaç nokta bulunmakta meleklerim.

bebeklerde kabizlik Bebeklerde kabızlık sorunu ve giderilmesi

Bebeğiniz kabızlık sorunu için önerilenler
Günlük beslenmesine ek olarak bebeğinize su verebilirsiniz. Başlangıç olarak 60-120 ml su verin. Bebeğinizin tepkisine göre daha fazla ya da daha az da verebilirsiniz.

Eğer su bebeğinizin kabızlık sorunu için yardımcı olamıyorsa, günlük yediği yemeklere ek olarak kuru erik, elma yada armut suyu da içirebilirsiniz. Sudaki gibi günlük 60-120 ml olarak başlayıp bebeğinizin tepkisine göre daha fazla verebilirsiniz.

Bebeğiniz eğer katı gıdalar yiyebiliyorsa, armut püresi, arpa ya da kuru erik gibi lif yönünden zengin gıdaları yedirmeyi deneyebilirsiniz. Ama pirinçten uzak durmalısınız.

Bebeğinizdeki sert dışkıların geçişini kolaylaştırmak adına bir miktar su bazlı yağlayıcı uygulamak işinize yarayabilir. Bebeğinizdeki kabızlık sorunu için mineral yağ, müshil ve lavman yağı kullanmamanız tavsiye ediliyor.

Beslenme alışkanlığındaki yapabileceğiniz yukarıda belirtilen değişiklikler bebeğinizin kabızlık sorununa çözüm değilse veya kabızlık sorununa kusma ve irkilme gibi diğer belirtiler de eşlik ediyorsa, derhal çocuk doktorunuza gitmelisiniz.

Etiketler: , , ,

4 bin TL’ye bebek sahibi olabilirsiniz

4 bin TL’ye bebek sahibi olabilirsiniz
Yeni evli çiftler bu rakamı gözden çıkarmalı…
Yeni evli çiftlerin, hamilelik dönemi ve bebeğin bir yaşına kadarki ihtiyaçları için 4 bin lirayı gözden çıkarması gerekiyor.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin ilk olarak kendilerini psikolojik açıdan hazır hissetmeleri büyük önem taşıyor.

Çiftlerin hayatını tamamen değiştiren bebek, ciddi oranda maliyetle dünyaya geliyor. Bebek sahibi olmak, her ne kadar güzel ve mutluluk verici duygu olsa da ortaya çıkacak maliyeti hesaplamadan çiftlerin harekete geçmemesi öneriliyor.

Hamilelik döneminde alınacak oto emniyet kemeri, emzirme sütyeni, göğüs pedi, kitap, anne karnındaki bebe dinletilecek müzik CD’si, bebeğin ilk aylardaki tulum, yelek, hırka, göbek filesi, ana kucağı, patik, eldiven gibi ihtiyaçları için kalitesine göre 300 lira ile bin lira arasında harcamak gerekiyor. Bu dönemde maliyete, doktor ve hastane giderleri de ekleniyor.

Bebek dünyaya geldikten sonra, aylar geçtikçe ihtiyaçları da artıyor. Bebek bir yaşına gelene kadar oto koltuğu, oda takımı, uyku seti, battaniye, ateş ölçer, müzik kutusu, oda nemlendiricisi, telsiz, oyuncaklar, mama, emzik, dişlik, bakım minderi, vücut losyonu, pişik kremi, şampuanları, bornoz, mama masası ve sandalyesi derken, maliyet giderek büyüyor.

Adım atmaya başladıktan sonra bazı riskleri azaltmak için priz ve çekmece kilitleri, emeklerken kullanılacak dizlik, anne için malzeme çantası gibi alınacaklarla bebek için harcanacak para binlerce liraya ulaşıyor.

-4 BİN LİRADAN BAŞLIYOR-

Bursa’da kurulu bir bebek mağazasının satış müdürü Erkan Kızılkaya, AA muhabirine, sadece hamilelik döneminde anne ve karnındaki bebek ile doğumdan sonra 12 ay içinde alınması gereken tüm ihtiyaçların maliyetinin, 4 bin liradan başladığını söyledi.

Aile bütçesine göre daha kaliteli ürünler alınmak istenirse rakamın 15 bin liraya kadar çıkabildiğini dile getiren Kızılkaya, şunları kaydetti:

”4 bin liralık bebek arabası, 6 bin liralık oda takımı gibi oldukça pahalı ürünler tercih edilirse maliyet 30 bin liranın da üzerine ulaşır. Ancak bu durumlar, geliri yüksek olan aileler için. Çiftler, sadece ihtiyaçlar için 4 bin lirayı hazırlamalıdır. Bunun yanı sıra çocuğun hastalığı gibi özel durumlarda ilave masrafların da ortaya çıkacağı unutulmamalıdır. Biz, bebek sahibi olmayı düşünenler için hamilelik dönemi öncesinde alışveriş yapmaya başlamalarını öneriyoruz. Böylece, uzun vadeye yayılmış oluyor ve ödemede sıkıntı yaşanmıyor.”

Kızılkaya, bir yaşından sonra alınacak oyuncuklar, tuvalet eğitimi için gereçler, bisiklet, akülü araba derken ailenin yapacağı maliyetin yükseleceğini belirterek, ”Bu yüzden psikolojik açıdan hazır olmaları kadar, maddi açıdan hazır olmak da gerekiyor. Bazı aileler, birçok eşyayı almayarak maliyeti düşürmeye çalışıyor. Bazıları da kredi yoluyla ihtiyaçları karşılamaya çalışıyor” diye konuştu.

AA

Etiketler: , , ,

Hamile olan kadınların psikolojik durumları

Hamile olan kadınların psikolojik durumları

Kadınlar, en yüce özelliklerden biri olan doğurganlık özelliğine sahiptirler. Hamile kadının, vücudunda olduğu kadar psikolojik durumunda da bir takım değişiklikler meydana gelir.Bu durum; onun doğurganlık özelliğinin yanında, duygusallık özelliğinden gelir.

hamilekadın Hamile Kadınların Psikolojik Durumları

Kadın Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mazlum İbiş, Hamilelik süreci kadın ve çevresi için farklı bir dönemdir. Bu dönemde hamile kadının vücudunda, duygularında ve yaşam tarzında birçok değişiklikler meydana gelir dedi. Özellikle gebeliğin ilk 3 ayında değişken ruh hali oluştuğuna, sıklıkla nedensiz ağlama nöbetleri görüldüğüne de dikkat çeken Dr. İbiş, Arzu edilen gebeliklerde dahi ilk aylarda gebeliği kabullenememe, içe dönüklük ve pasiflik oluşabilir. İlerleyen aylarda da vücuttaki değişiklikleri benimseyememe gelişebilir. Son aylarda ise genellikle doğum korkusu, sağlıklı bebek dünyaya getirme endişesi, ‘iyi anne olabilecek miyim?’ endişesi yaşanır. Bebeğin doğumu ve sonrasındaki harcamalar sırasında sıkıntı yaşayacakları korkusu hem anneyi hem babayı huzursuz eder. Ekonomik sıkıntılar anne adayı kadar babayı da strese sokar dedi.

ANKSİYETE ARTIYOR

Hamilelik döneminde birçok etkenin strese yal açabildiğine işaret eden Dr. İbiş şunları söyledi; Gebelerde depresyon, anksiyete, stres bulguları günümüzde gittikçe artmaktadır. Ayrıca günümüz yaşam koşulları, kariyer peşinde koşan kadınlar ve çalışma koşullarının zorluğu da gebe kadınların daha fazla strese maruz kalmalarına neden olmaktadır.
Hamileliğe bağlı ortaya çıkan bulantı, kusma, sık idrara çıkma, bel ağrısı, ellerde ve ayaklarda şişlikler, kilo alımı gibi belirtiler hamile kadın için stres kaynağı olabilir. Hamilelik sürecinde ortaya çıkan hormonal değişimler kadının psikolojik durumunda ve mizacında değişikliklere neden olabilir.”

Etiketler: , , , ,

Emzirme döneminde hamile kalınır mı?

Emzirme döneminde hamile kalınır mı?
Eskiler, loğusalıkta cinsel ilişkiye girildiğinde sütün koruyacağını söylerlerdi. Hala da bu inanış devam ediyor. Gerçekten durum böyleyse hamile kalanlara ne demeli?
Emzirme döneminde hamile kalma hikayelerine ara sıra çevremizde rastlıyoruz aslında. Bazı çiftler kaderlerine razı olup tüm zorluklara rağmen bebeği dünyaya getirme kararı alıyor. Bazıları da, bu sorumluluğun altından yeterince kalkamayacağı düşüncesiyle hamileliği sonlandırıyor. Bu her iki kararı da burada yargılamayacağız elbette, ama avantaj ve dezavantajlanna değineceğiz. Ve tabii bu durumu yaşamamak için alınması gereken önlemlere de…

Konuyla ilgili sorularımızı Bahçeci Kadın Hastalıkları, Doğum, Teşhis ve Tedavi Merkezi’nden Dr. Bora Cengiz’e yönelttik. Aynı merkezin Psikoloğu Işıl Ertüzün, konunun psikolojik yönüne değindi. Üstelik anne görüşlerimiz de var. Şayet tüm önlemlere rağmen böyle bir durumda kalırsanız, karannız ne olursa olsun, arkasında durun ve pişmanlık duymayın deriz…

Emzirme döneminde hamile kalınabilir mi? Halk arasında söylenen “süt bebeği korur”, doğru bir inanış mı?

Emzirme sürecinde yumurtlama baskılanır ve hamile kalma ihtimali azalır. Emziren annelerde cinsel isteksizlik sıklıkla görülür. Bu süreçte vajinal kuruluk oluşup vajen elastikiyeti de azalır. Emzirme düzenli olarak yapılırsa ilk 6 ayda hamile kalma ihtimali yüzde 2′nin altındadır. Ancak düzenli emzirmeye rağmen doğum sonrası 6-8 haftada düzenli yumurtlama başlayabilir ve bu nedenle de regl görmeden (bilmeden!) hamile kalınabilir. Biz hastalarımıza emzirme sürecinde de kendilerine uygun olan modern bir korunma metodu ile hamilelikten korunmalarını öneriyoruz.

Emzirme döneminde hamile kalan bir kadın, bebeği doğurmaya karar verirse, beden olarak yeni bir hamileliğe hazır olabilir mi?

Yeni doğum yapmış olan bir kadın, sadece fiziksel problemler ile karşılaşmaz. Anne olmak ve bu yeni duruma alışmak için önemli bir süreye ihtiyacı vardır. Bebek sahibi olduğunuz anda hayattaki görev tanımınız da değişiyor. Birinci vazifeniz bebeğinizi korumak, emzirmek, gazını çıkartmak ve altını bezlemek oluyor.

Hayattaki ilk yılımızı bir uzaylının dünyada var olma savaşına benzetebiliriz. Alışmadığımız bir atmosfer (sudan çıktığımızı unutmayalım), anlamadığımız bir dil, bilmediğimiz bir zaman ve algılayamadığımız bir dünya. Bu güvensiz ortamın tuzu biberi de maalesef uzaylı olmamızın sonucu ortaya çıkan kolik ağrılar. İşte anneliğe geçiş böyle başlıyor. Düzensiz, uykusuz, zamansız bir yaşam ve karşılıksız ilgi bekleyen bir bebek. Ruhsal ve fiziksel yoğunluk ve yorgunluğun zirve yaptığı bir dönemden bahsediyoruz. Böyle bir dönemde beklediğiniz en son şey, tekrar hamile olduğunuzu duymaktır diye düşünüyorum.

Bu dönemde hamile kalmanın fizyolojik yönden dezavantajları neler olabilir?

Dengeli ve düzenli beslenen bir kadının sağlığında önemli değişiklikler beklemiyoruz. Ancak emziren kadınlarda rahim kasılmaları olabildiğinden hamilelik süreci daha ağrılı olabiliyor. Göğüslerdeki ve göğüs uçlarındaki hassasiyet daha bariz oluyor. Kendilerini daha yorgun hissedebiliyorlar.

Emzirme döneminde hamile kalmamak için anne doğum sonrası nasıl bir yol izlemelidir?

Kliniğimde hastalarımı loğusalık döneminin sonunda mutlaka görüyor ve muayene ediyorum. Muayene sonunda tekrar hamilelik isteyip istemediklerini soruyorum. O yorgunluk ve yoğunluk içinde sıklıkla “istemediklerini” belirtiyorlar. O zaman korunma yöntemlerini tartışıyorum. İlk önerdiğim yöntem, hamile kalmadan önce kullanılan başarılı bir yöntem varsa o oluyor. Emzirme döneminde regl görülmediği sürece 3 aylık iğneler de sağlıklı bir alternatif. Hamile kalmadan önce yoğun periyotları olan hastalarımda ise progesteron içeren “ilaçlı” spiralleri öneriyorum. Şimdi her şeyi kadından beklemek olmaz, tabii öncelikle erkeğin korunması hem kadın açısından sağlıklı hem de önerilen diğer metotlar gibi yan etkisi yok, yani prezervatif (kondom) ile korunma birinci seçenek olmalı diye düşünüyorum.

Emzirme döneminde hamile kalmak anne sütünü olumsuz etkiler mi? 1 yaşını bile doldurmamış bir bebeğin gelişimi açısından olumsuz yanları var mıdır?

Halk arasında yanlış bir inanış var, emzirme sırasında tekrar hamile kalınırsa sütün besleyiciliğinin azaldığından bahsedilir. Hatta annenin veya bebeğin zehirlenebileceği bile söylenir. Oysa emzirme sırasında hamile kalıp doğum sonrası her iki bebeğini de emzirmeye devam eden anneler var. Bebekleri de mutlu ki annelerinin sütünü reddetmiyorlar. Ancak özellikle 3 – 6 ay arasında sütün miktarı azalabileceği ve sütün kompozisyonu değişebileceğinden bebek emmek istemeyebilir. Bu dönemde ek gıdalara geçilip, bebek sütten kesilebilir.

Emzirme döneminde hamile kalan bir kadın hangi olumlu veya olumsuz koşullarda hamileliliğini devam ettirmeyi veya sonlandırmayı seçmelidir?

Emzirme, bir hamileliğin sonlandırılması için yeterli bir sebep değildir. Özellikle kliniğimizde infertilite tedavisi sonucunda hamile kalan hastalan daha ağırlıkla görüyorum. Uzun yıllar ve çabalar sonucunda tedavi ile zorlukla elde edilen bir hamilelikten hemen sonra böyle bir öyküye rağmen spontan (kendi kendine) hamilelikler olabiliyor. Bu durumda bu tür hamilelikleri bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Ben de çiftlerin kararlarını yargılamadan yardımcı olmaya çalışıyorum. Hurafelerin hamileliğin sonlandırılmasına yol açmasına izin vermiyorum.

Bu dönemde hamile kalan bir kadının eşinin bebeği istememe ihtimali olursa, kadın nasıl bir yol seçmelidir?

Bu, beni çok üzen bir soru oldu. Tabii ki çiftler çocuk sahibi olmaya birlikte karar verip ona göre tamam ya da devam demeli. Ancak hamileliğin ve anneliğin yükünü, hem de tüm yükünü, komplikasyonları ile göze alan bir kadının vereceği kararın önünde hiçbir erkeğin durabileceğine inanmıyorum. Anne ne karar verirse versin biz erkeklere bu karara saygı duymak düşer. Benim düşüncem bu,

Yine üzüleceğiniz bir soru gibi gelebilir size belki, ama emzirme döneminde hamile kalmanın çiftlerin ve bebeğin psikolojisine etkileri neler olabilir?

18 yaşını aşmış her birey kendi kendine en azından kanunlar karşısında yeterli görülüyor. Erkekleri özürlü göstermeyi bırakmak lazım. Kimse kimsenin bakımına muhtaç değil. Yani bu noktada doğum sonrasında kadın ilgisini çocuğuna yöneltildiği için erkek kendini yalnız hissedip boşluğa düşüyormuş gibi şeyler söylenir. Peki kadın ne yapsın? Kendine, bakımına, güzelliğine erkekten daha çok vakit ayıran kadın, çocuk doğurduktan sonra tüm bunlarla birlikte bebeğinin de bakımını üstleniyor. Daha derin bir bunalıma düşebiliyor. Daha çok ilgi, destek ve sevgi istiyor. Bunun karşılığında erkek ne yapıyor, evden kaçıp yeni heyecanlar peşine düşüyor. Yani yine kadından ne istiyoruz? İstediği bir hamileliği sırf kocası ile ilişkisi bozulmasın diye sonlandırsın mı? Bence böyle bir durumda kocadan çok bebeğin ihtiyaçları düşünülerek karar verilmeli.

Konuyla ilgili eklemek istediğiniz başka önemli bilgiler var mı?

Herkes bakabileceği kadar çocuk yapabilme hakkına sahiptir. İstenmeyen hamileliklerden korunmanın farklı ve size uygun olan bir yöntemi mutlaka vardır. Tüm kadınlarımıza, anne adaylarına, annelere sağlıklı, huzurlu, mutlu ve hak ettikleri gibi güzel günler diliyorum.
Kaynak: Bebeğim

Etiketler: , , ,

Çocuğumda gelişim geriliği olduğunu nasıl anlayabilirim?

Çocuğumda gelişim geriliği olduğunu nasıl anlayabilirim?
Bebekler gelişim sürecinde çeşitli nedenlerden dolayı gelişim geriliği yaşayabilirler. Bu durum biyolojik nedenlerden kaynaklanabileceği gibi çoğu zaman da çevresel şartların yetersizliğinden kaynaklanabilir.

Biyolojik nedenlerin çocuğu zaman tedavisi yoktur veya en iyi hale getirmek için yoğun bir eğitsel programla şartlar iyileştirilebilinir. Fakat biyolojik bir nedene bağlı olmadan sadece çevresindeki şartların yetersizliğinden dolayı da çocukta gelişim geriliği yaşayabilir. Bu durum da yapılabilecek çok şey vardır tabii ki erken tehşis konulursa. Çünkü bu durum anne babanın, çocuğun bakımıyla sorumlu kişinin çocuğua yeterince uyarıcı, sağlıklı, zengin bir çevre sunmayışından kaynaklanır. Çocuk çeşitli nedenlerden dolayı bilinçsizce ihmal edilmiştir.

Örneğin dışarı sık çıkmadan bir yetişkin eşliğinde 4 duvar arasında büyümek zorunda kalmıştır. Onla ilgilenen, oynayan yoktur. Özellikle çalışan anne babalarda çocuğun akşama kadar bakıcıyla bir etkinlik yapmadan, dışarı çıkmadan yanlız kalması, arkadaşlarıyla yeterince oynaması bunların nedenlerinden biridir. Bebeğin gelişim döneminde sadece yeme içme, uyku ihtiyacı yoktur. Arkadaşlarına, onunla ilgilenen sosyal bir çevreye, oyuna ihtiyacı vardır ve çocuk yaşıtlarıyla, yetişkinlerle oyun oynayarak öğrenir, büyür, gelişir. Eğer çocuk bu olmazsa olmaz şartlardan mahrum büyürse gelişim geriliği kaçınılmazdır.

Çocuklarda gelişim geriliği nasıl olur?

Çocukları kendi yaşıtlarıya birebir kıyaslamak doğru değildir. Her çocuk farklıdır fakat her çocuktan belli ay ve yaş dönemlerinde beklenen beceriler vardır. Eğer çocuk bunlarda geriyse gelişim geriliği söz konusudur. Gelişim geriliği sosyal, duygusal, dil, fiziksel, zihinsel gelişim olmak üzere çeşitli alanlarda olabilir.

Gelişim geriliğinin en büyük habercisi ”
konuşmanın geçikmesi”dir. Çocuk yaştılarına göre daha az kelime kullanıyor veya kendi geliştirdiği bir dilde kendini ifade etmeye çalışıyor olabilir. Konuşma geçikmesi sadece gelişim geriliğinin değil, bazı ciddi patolojik problemlerinde de habercisidir. Diğer problemler de erken tehşis çok önemlidir.

Fiziksel gelişim alanında bebeğin yürüme, koşma ve tutma gibi motor becerilerinde gerilik olabilir. Örneğin çocuk yaşından beklenen legoları yerleştiremiyor olabilir. Kendine güvenerek yürüyemeyebilir.

Gelişim geriliği sadece dil gelişimde, motor gelişiminde olmayabilir. En çok ihmal edilen gelişim geriliği sosyal ve duygusal alandadır. Çocuk arkadaşlarıyla nasıl iletişim kuracağını bilemez. Çocuk ya arkadaşlarına saldırır ya da hiç kendini koruyamaz. Sosyal becerilerdeki eksiklik ancak çocuğun arkadaşlarıyla oynayacak ortam sağlanarak geliştirilebilinir. Zihinsel alanda gerilik kavramların gelişmemesi, edne sonuç ilişkilerinin, problem çözme becerilerinin gelişmemesi olarak özetlenebilir. Bu durumda çocuğun bireysel eğitim desteği alması şartır.

Gelişim geriliği nasıl tehşis edilir?

Çocuğu zamanda gelişim geriliği ya aile tarafından kabul edilmez ya da fark edilmez. Gelişim geriliğini anne babanın anlaması ve kabullenmesi çok zordur. Gelişim sürecinde olan çocuklarının geride kaldıkları becerileri büyüdükçe tek başlarına kazanacaklarını düşünürler. Bu düşünceyle zaman kaybederler ve gelişim geriliği daha ciddi boyutlara ulaşınca ancak bir pedagogtan destek almaya karar verirler.

Eğer bir gelişim geriliğinden şüphe ediyorsanız zaman kaybetmeden bir pedagoga danışmanız gerekir. Çünkü geç kalındığında gelişim geriliğinde yol almak çok zor. Çocuğun gün geçtikçe yaşıtlarıyla arasındaki beceri ve gelişim eksikliği farkı açılıyor.

Ailelerin gelişim giriliğini anlamaları zor olacağı için bebeklerini düzenli olarak pedagog kontrolünden geçirmeleri çok önemlidir. Gelişim geriliği Denver II Tarama Testi ve alanında uzman bir pedagogun klinik değerlendirmesi sonucunda tesbit edilebilinir.

Bebekler ve çocuklar düzenli olarak pedagog kontrolünden geçmelidir!

Her bebeğin 0-3 yaşta en az 6 ayda bir pedagog tarafından gelişim kontrolünün yapılması gerekiyor. 3-6 yaş arasında ise en az sene de bir defa pedagog kontrolünden geçmesi gerekir. Pedagog çocukta sizin fark edemediğiniz gelişim geriliği sinyallerini erken görür ve bu sinyallerin gelişim geriliğine dönmesine engel olur. Gelişim geriliğinden şüphe edildiğinde yoğum bir eğitim programı ve anne baba rehberliği ile aşılmayacak bir sorun değildir. Burada en önemli konu ” erken tehşis”dir. Ne kadar erken bu durum fark edilirse, o kadar çok yapılacak şeyler vardır ve gelişim geriliğinin izi kalmadan çocuk yaşıtlarının beceri ve gelişim seviyesini yakalayabilir.

Gelişim geriliği nasıl tedavi edilebilir?

Gelişim geriliği erken tehsiş edilirse yoğun bir eğitim programıyla tedavi edilebilir. Bu program alanından uzman bir pedagog danışmanlığında geliştirilir ve uygulanır. Programda eğitimci pedagog tarafından geliştirilen programı aldığı süpervizyonlarla uygular. Programın içeriği çocuktaki gelişmelere farklılık gösterecektir. Gelişim gerilinde ailede büyük sorumluluklar taşır. Çocuğun tüm çevresinde düzenlemeler yapılır. Yatak odasından, oyun odası, bahçeye kadar çocuğun tüm yaşam alanları çocuğun gelişimini destekleyecek şekilde düzenlenir. En önemlisi bütünsel bir program geliştirebilmek ve aileyi işin içine katabilmektir.

Gelişim geriliğini erken fark edebilmek için düzenli olarak pedagoga gitmeniz dileğiyle…,

Pedagog Psk. Dan. Sevil Yavuz Gümüş
Kurucu, Çocuk Psikolojisi ve Gelişimi Uzmanı, Oyun ve Filial Terapist
Parenting Skills & Counseling (PSC)
Çocuğunuza Özel Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Adres: Çam Sok. N0: 30/1 Emirgan/Baltalimanı İstanbul
Tel: 0545 788 81 52
Fax: 0212 277 04 94

Etiketler: , , , , ,

YUMURTALIK (OVER) KİSTLERİ

YUMURTALIK (OVER) KİSTLERİ

Yumurtalıklar, kadın üreme organında sağ ve sol olmak üzere iki tane bulunan ve her ay yumurta hücresini üreten organlardır. Yumurtalıklar aynı zamanda hormon (östrojen ve progesteron) da salgılar. Yumurtalıklarda meydana yumurtalık kistleri kadınların doktora başvurmalarının en sık karşılaşılan sebeplerinden biridir. Yumurtalık kistlerini sizler için araştırdık.

Yumurtalık kisti nedir?

Yumurtalık kistleri küçük ve içi sıvı dolu yapılardır. Yumurtalık kistlerine üreme (doğurganlık) çağındaki kadınlarda sık rastlanır. Yumurtalık kistlerinin değişik tipleri vardır. Aşağıda yumurtalık kistlerinin mevcut çeşitlerini aktaralım:

** Fonksiyonel kistleri; yumurtlamadaki bozukluklara bağlı geçici olarak oluşan kistlerdir. Folikül kistleri en sık görülen fonksiyonel kistlerdir. Normalde yumurta olgunlaştığında çatlar. Çatlama olmayıp yumurta salınmadığı zaman foliküller büyür ve kist oluşur. Bu kistler ağrıya neden olmaz ve genellikle kendi kendine kaybolur.

** Korpus Luteum kistleri; korpus luteum folikül çatladıktan sonra oluşan normal yapıdır. Bu yapının kendi içinde kanaması ile korpus luteum kistleri meydana gelir. Genelde ağrı yapmaz. Eğer ağrı yapıyor ve büyüyorsa cerrahi müdahele gerekebilir.

** Dermoid kistler; Kahve renkli, içinde eskimiş kan bulunan kistlerdir. Çikolata kistleri de denir.20’ li yaşlarda daha fazla görülür. Bu kistlerin cerrahi olarak çıkarılıp, yeri temizlenir ve ilaç tedavisi uygulanır.

** Polikistik over (PKO)hastalığı; çok sayıda kistin yumurtalık içinde bulunmasıdır. Şişman kadınlarda daha çok görülür. Erkeklik hormonlarının fazla salınması bu kistlerin oluşumuna zemin hazırlar. Bu hastalarda yumurtalıklar büyür ve kistler oluşur, düzensiz kanamalar ve tüylenme görülebilir. Bu hastalık düzenli yumurtlamayı engelleyerek kısırlığa neden olur. PKO’ nun i tümüyle ortadan kalkma ihtimali düşüktür. Tedavi planı oluşturulduktan tedavi kadar diğer önemli bir etken ise kilo verilmeye çalışılması ve düzenli egzersizdir.

** Selim (iyi huylu) ve Habis (kötü huylu) yumurtalık tümörleri; tümörün selim veya habis olduğunu ayırt etmede muayene ve ültrason yardımcı olur, fakat kesin tanı kitleden bir parçanın çıkarılarak mikroskobik olarak incelenmesi ile konur. Bunun yanında kan tahlilleri yapılıp tümör belirteçlerinin olup olmadığı tespit edilir.

Yumurtalık tümörlerinin % 80′i selimdir. Çapı 5 cm. büyük olan iyi (selim) huylu olan tümörler cerrahi müdahele gerektirir

Habis kistlerde ise yeni damar oluşumu artacağından yumurtalık damarlarında kan akımı artar. Menopozda ve ergenlik öncesinde yumurtlama olmadığından bu iki dönemdeki kistlerin neoplastik olma riski daha fazladır. Bu yüzden bunları değerlendirirken üreme çağındaki kadınlarda görülen kistlerden farklı yaklaşmak ve en ufak şüpheli bir durumda operasyona almak gerekir.

Yumurtalık kistlerinin belirtileri

Yumurta kistleri çoğu kadında hiçbir belirti vermez. Herhangi bir nedenle yapılan jinekolojik muayene esnasında tesadüfen saptanır. Genellikler aşağıdaki belirtiler olduğunda yumurtalık kisti olduğundan şüphelenilmelidir.

** Kasık ağrısı

** Karnın alt kısmında dolgunluk ve basınç hissi

** İlişki esnasında ağrı

** Düzensiz adet,

** Ağrılı olması,

** Adet görememe,

** Çok büyük boyutlu kistlerde karında şişme veya ele kitle gelmesi

** Göğüslerde dolgunluk

** İdrar ve barsak şikâyetleri

** Kist torsiyonu (boğulması) belirtileri (şiddetli bulantı, kusma)

Yumurtalık kistleri nasıl teşhis edilir?

Şikâyetler vuku bulduğunda doktora başvurulur. Doktor el ile daha ültrasonografi yapılır. Bunun sonucunda ele kitle geliyorsa veya ültrasonografide 20 milimetreden büyük içi sıvı dolu kitleler varsa yumurtalık kistinin varlığı doğrulanabilir.

Bununla beraber teşhis etmede bilgisayarlı tomografi ve MR gibi cihazlardan çıkacak veriler ve kan tahlillerinin yapılması da kistin teşhisinde istenebilir.

Yumurtalık kistlerinin tedavisi

Çapı 5 cm’ den küçük kistler genellikle 1–3 ay içinde kendiliğinden kaybolur. Bu kistlerin küçülmesini sağlamak amacı ile doğum kontrol hapları kullanılabilir. Kendiliğinden veya doğum kontrol hapları kullanıldığında kaybolmayan kistler cerrahi olarak çıkarılır. Doğum kontrol hapları ise yumurtlama sürecini geçici olarak durdurduklarından bu ilaçları kullanan kadınlarda işlevsel yumurtalık kistleri çok daha az görülür. Uzun vadede doğum kontrol hapı kullanımının yumurtalık kanserine yakalanma riskini de etkili bir şekilde azalttığı bilinmektedir.

Etiketler: , ,

Gebelikte bisiklet kullanmak

Gebelikte bisiklet kullanmak
Gebelik sırasında bisiklete binilip binilemeyeceği konusunda net bir bilimsel veri yoktur dolayısı ile herhangi bir komplikasyon olmaması durumunda belirli bir süre için bisiklete binmeye devam edebilirsiniz ancak hemen hemen tüm egzersiz çeşitlerinde olduğu gibi gebelik sırasında bisiklete binme konusunda da önemli olan bunu abartmadan yapmaktır.
Gebelerin bu özel dönemleri süresince fiziksel açıdan yeterli ve fit olmaları idealdir. Bunun da tek yolu düzenli ve gebelik için uygun olan egzersizleri yapmalarıdır.

Gebeliğin erken dönemlerinde eğer düşük riski, kanama gibi sorunlar yoksa bisiklete binilebilir ancak önemli olan bu aktivite sırasında gebe olduğunu unutmadan ve vücudun limitlerini zorlamadan bunu yapmaktır.

Gebelik ilerledikçe vücut ağırlığı artacak, denge merkezi yer değiştirecek ve dolayısı ile ğedal çevirmek zorlaşacaktır. Bu nedenle büyük gebeliklerde bisiklet önerilmez.
Vücut dinamikleriniz çok hızlı değiştiğinden daha çabuk yorulabilir ve daha kolay susuz kalabilirsiniz.

Gebelik sırasında bisiklete binmeye devam etmek istiyorsanız şu önerilere uymanızda yarar vardır. Vücudunuzun sınırlarını zorlamayın. Yorulduğunuz anda daha fazla devam etmeden önce durun ve yeteri kadar dinlenin.

• Denge sağlamakta sıkıntı yaşayabileceğinizi unutmayın
• Yanınızda mutlaka su bulundurun ve sık sık için
• Mutlaka kask takın
• Tercihan bir kalp hızı monitörü edinin ve kalp atım hızınızın dakikada 140 atımın üzerine çıkmasına izin vermeyin
• Trafiğin yoğun olduğu yerlerde bisiklete binmemeye çalışın
• Olası bir kaza durumunda ve sonrasında bebek hareketlerinde azalma hissederseniz mutlaka doktorunuza bilgi verin
• Gebelik büyüdükçe bisiklete binilmesi uygun değildir

Sonuç olarak gebelikte belirli bir süre daha bisiklete binmeye devam edebilirsiniz ancak buna karar vermeden önce mutaka doktorunuzun önerisini ve onayını alın.

Amerikan Hastanesi
Kadın Hastalıkları ve Sağlığı Bölümü
Dr. Alper Mumcu

Etiketler: , ,

Çalışan annelerin yasal hakları

Çalışan annelerin yasal hakları

İşçi, gebelik ve emzirmeye başlama halinde mutlaka işvereni bilgilendirir.

Çalışma saatleri: Gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçi günde yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz.

Gece çalışması: Emziren işçi doğumu izleyen altı ay boyunca gece çalıştırılamaz. Yeni doğum yapmış işçinin doğumu izleyen sekiz haftalık süre sonunda, emziren işçinin ise, altı aylık süreden sonra gece çalışması yapmasının güvenlik ve sağlık açısından sakıncalı olduğunun hekim raporu ile belirlendiği dönem boyunca, gece çalıştırılamaz.

Kadın işçiler, gebe olduklarının hekim raporu ile tespitinden itibaren doğuma kadar geçen sürede gece çalışmaya zorlanamazlar.

ANALIK İZNİ
Gebe işçinin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere toplam on altı haftalık süre için çalıştırılmaması esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan önce on haftalık süre çalıştırılmaz. Sağlık durumu uygun olduğu taktirde, hekimin onayı ile gebe işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar iş yerinde çalışabilir. Bu durumda gece çalışması yaptırılamaz ve gebe işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir.

Bu süreler, işçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse arttırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.

İsteği halinde kadın işçiye, on haftalık süresinin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre yıllık ücretli izin hesabında dikkate alınmaz.

GEBE İŞÇİNİN MUAYENE İZNİ
Gebe işçilere gebelikleri süresince, periyodik kontrolleri için ücretli izin verilir.

EMZİRME İZNİ

Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma sürelerinden sayılır

Etiketler: , , ,

Evliyim, Anneyim ama seksi miyim?

Evliyim, Anneyim  ama seksi miyim?
Anne olunca cinsellikten uzak mı kalacaksınız? Doğum sonrası eski halinize dönmenizi eş desteğiyle sağlayabilirsiniz…

Anne olduktan sonra da kendinizi kadın gibi hissedebilmek, psikolojik ve fizyolojik olarak biraz zaman alabiliyor. Doğum sonrası cinsel yaşamınızın “eski”ye dönmesini eşinizin desteğiyle sağlayabilirsiniz.

Buket Cengizalp/ Mother&Baby

Doğum sonrasında, cinsel istekte bir süre azalma olabilir. Bu azalma genel olarak psikolojik kökenli olur. Seks isteği, genelde üç ay sonra eski haline döner. Ayrıca emzirme döneminizde yükselen süt hormonu, östrojen hormonunu baskılayarak vajinada kuruluklara yol açabilir. Peki, bu dönemi nasıl daha kolay yaşayabilirsiniz? Uzmanlarımızdan aldığımız bilgilerle bu soruya yanıtlar aradık.

Sevişmek güzeldir!

İlk olarak uzmanımız Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü’den konuyla ilgili görüşlerini aldık.

Kadınlar doğum sonrası cinsel ilişkiye hazır hissettiklerinde başlamalı. Kendinizi baskı altında hissetmeden ilişkiye girmeniz bu karmaşık dönemin geçme süresini kısaltır.

Çiftlerin doğumdan sonra yeniden sekse başlarken, birbirlerine gösterdikleri anlayış ve uyum (özellikle erkeğin) çok önemli. Ayrıca doğum sonrası kanama tümüyle kesilmeden önce ilişkide bulunmak doğru değil. Çünkü vajinanın iltihaptan koruyucu ortamı, kanama sırasında etkilenir. Mikroplara karşı koruyuculuğu azalır. İlişki için kanamanın bitmesini beklemek gerekir. Bu sayede iltihaplı hastalıklardan korunmak mümkün olabilir.

Emzirirken korunma

Uzmanlar, ister sezaryen, ister normal olsun doğumlardan sonra vücudun toparlanması için en az bir yıl süreyle yeni bir hamilelik önermez. Çünkü vücut ancak bir yıl içinde tam olarak kendini toparlayabilir.

- Bebeğinizi emzirmeniz, doğumunuz sonrası üç aya kadar hamilelikten korunmanızı sağlar. Bu süre sonunda da koruyuculuğu azalarak devam eder, çünkü “ovulasyon” (yumurtlama) genellikle üçüncü aydan sonra başlar. Beş ve altıncı aylardan sonra normal periyoduna döner.

- Spirali doğumdan sonraki ilk adet kanamanızdan sonra takabilirsiniz. Eşinizin prezervatif kullanması da koruma sağlar.

- Spiral ve prezervatif yöntemlerini kullanamayanlara üç aylık depo progestinler yapılabilir. Sütünüze zararı olmaz. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar. Bu sürenin sonunda da tekrar yapılması gerekir.

- Üçüncü ayınızdan sonra uzun etkili, cilt altı implantlarını (progesteron içeren) kullanmanız da alternatif bir yöntem.

- Klasik doğum kontrol hapları hem östrojen hem de progestinleri içerir. Bu yüzden emzirme döneminizde doğum kontrol hapları kullanmanızı önermiyoruz.

- Doğumunuz sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemiyorsanız ve 35 yaşın üzerindeyseniz tüplerin bağlanması (ligasyon) işlemini yaptırabilirsiniz.

- Tüp ligasyonu işlemiyse, sezaryenle doğumunuz gerçekleşirken, önceden işlem için rızalarınız alınarak, ameliyatınız sırasında yapılabiliyor.
Tüplerin bağlanması durumunda, geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için bebek istememe konusunda kararınızın kesin olması gerekir.

- Diğer doğum kontrol yöntemleri; vajen içi fitil ve kremler, spermi geri çekme (coitus interruptus) gibi yöntemlerinse koruyuculukları daha az.

Seksteki en hassas bölgelerimiz

İnsan gövdesindeki cinsel uyarı bölgeleri ya da başka bir deyişle cinsel uyarıya yatkın bölümler yalnızca üreme organları değil. Erkeklerde de, kadınlarda da az ya da çok uyarılabilecek nitelikteki en büyük organ tüm gövdeyi kaplayan deri. Kadınlar okşanmaktan, masaj yapılmasından çok hoşlanır. Bu hassasiyet, özellikle sevişmenin ilerleyen anlarında orgazma katkıda bulunabilecek düzeyde olabilir. Eşinize hoşlandığınız masaj yöntemlerini hatırlatmanızı öneririz!

Klitoris: Kadında klitoris, erkekteki penisin karşılığı. Uyarıya çok yatkın, dokunmaya çok duyarlıdır.

Büyük dudaklar (Labia Majora): Erkeğin testis torbalarını andırır. Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz.

Küçük dudaklar (Labia Minora): Küçük dudakların iç bölümleri, dokunmaya karşı çok duyarlı olur.

Vajina: Cinsel ilişkide, her iki taraf için de en duyarlı bölgelerdendir.

Göğüsler: Dokunmaya karşı duyarlıdır. Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır diyebiliriz.

Ağız: Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümlerinde, en az cinsel organlardaki kadar cinsel duyu bulunur.

Bacaklar: Bacakların iç bölümleri, cinsel uyarıya karşı keskin bir tepki gösterir.

Diğer hassas bölgeler: Gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altları, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgeler en hassas olunan bölgeler arasında. Bizce yazımızın özellikle bu bölümünü eşinize de okutmanızda yarar var!

Bu aralar yavaş hareket edin

Doğumdan sonra sekste neye dikkat edeceksiniz? Psikiyatri Uzmanı Dr. Y. Özay Özdemir’den bu konuyla ilgili bilgiler aldık.

- Doğum sonrasında, bedeninizde ortaya çıkan değişimler konusunda eşinizi de bilgilendirin. Özellikle ilk üç ay vajinal mukoza (vajina içi derisi) daha ince ve hassastır, bu nedenle vajinal ıslanma, doğum öncesine göre daha az olabilir. Özellikle bu dönem daha özenli davranmak gerekir.

- Cinsel birliktelik sırasında vajinal ıslanma ve vajinal açılma, doğum öncesine göre daha uzun sürede gerçekleşebilir.

- Cinsel birleşme odaklı, kısa süreli cinsel ilişkiden kaçının. Birleşme öncesi cinsel oyunlar için daha uzun zaman ayırmaya gayret edin. Özellikle doğum sonrası ilk üç ay, bedensel duyumlara odaklanan, sıralı sevişme uygulamalarını deneyebilirsiniz.

- Birbirinize, sırayla (önce bedenin arka yüzü sonra ön yüz) dokunma çalışmaları yapın. Ön sevişme, özellikle kendinizi kadın olarak hissetmenizin daha da önem taşıdığı bu dönemde çok gerekli.

- Cinsel birleşme için sizin de aktif olabileceğiniz pozisyonları tercih edin ve bazen cinsel ilişkiyi siz yönetin. Cinsel birleşmeyi gerçekleştirmek konusunda yoğun endişe duyuyorsanız, birleşme girişimi sırasında acı hissi ve ağrı duyumsarsanız, ilişkiyi sürdürmekte ısrarcı olmayın. Belki bir doktora görünmeniz gerekebilir.

- Doğum sonrası, yine özellikle üçüncü aya kadar, orgazm sırasında gerçekleşen kontraksiyonlar (Cinsel bölge etrafında hissedilen kas kasılıp gevşemeleri) daha az sayıda ve daha az yoğunlukta olabilir.

- Hemen belirtelim, eşiniz de doğum sonrası süreçte karmaşık duygular içinde olabilir. Bir yanda bir ebeveyn olmanın yaşattığı duygular, diğer yanda hamilelik ve doğum nedeniyle çeşitli değişimler yaşamış olan eşin durumu arasında bocalama. Cinsel açıdan uyarılmakta veya o zamana dek bir sorun yokken boşalmayı kontrol etmekte zorlanabilirler. Siz de eşinize bu konuda anlayışlı olabilirsiniz.

Bu dönem cinsel yaşamınızda eşinizle karşılıklı anlayışın hakim olduğu bir dönem olacak. Kısa bir süre sonra zaten cinsel yaşamınız normale dönecektir

Etiketler: , , ,

Çocuğunuzun izlediği tv programlara dikkat ediniz

Çocuğunuzun izlediği tv programlara dikkat ediniz

Televizyon çocuk için eğlenceli bir araçtır.

Televizyon çocuk için eğlenceli bir araçtır. Yemek yeme zamanı geldiğinde masada oturmak istemeyen bir çocuğun saatlerce televizyon karşısında hiç kalkmadan oturabildiğini görebilirsiniz. Keyifli geçen bu zaman dilimi bazen çocuğunuzun psikolojisi için zararlı olabiliyor.

Büyüme sürecindeki çocukta taklit etme davranışları oldukça fazladır. İki yaşla birlikte başlayan bu davranışlar ilerleyen yaşlara kadar devam eder. Çocuk kendisine bir model seçer. Model; anne, baba, bir arkadaş, öğretmen , televizyonda izlediği bir kahraman veya onların davranışları olabilir. Çocuk ; model aldığı kişinin davranışlarını içselleştirir ve onun gibi davranmak için büyük çaba gösterir. Oyunlarında kendisini bu kahramanmış gibi hayal eder ve davranışlarını karşısındaki oyun arkadaşına uygulamaktan mutlu olur. Bu kahraman iyi özelliklere sahipse çocuğun gelişimini destekleyecek olumsuz özelliklere sahip ise çocuğun psikolojisini ve gelişimini olumsuz etkileyecektir. Bu süreç çocuk için aslında bir oyun olsa da anne – baba tarafından daha önemli bir boyutta değerlendirilmelidir.

Çocuğunuzun izlediği programlara dikkat edin!

Okul öncesi dönemdeki bir çocuğun hayal dünyası oldukça geniştir. Gördüklerini zihninde farklı bir yere koyar. Gerçek olmasa da izlediklerini gerçekmiş gibi algılayıp oyunlarında uygulamaya geçirebilir. Zihinsel gelişim olarak bu dönemde algılanan olaylar ve durumlar yetişkin gibi soyut değil somut olarak değerlendirilir.

Bazı programlar sadece bir çizgi film gibi görünse de içeriğinde kötü kelimeler, olumsuz davranış biçimleri, şiddet ve korku yaratabilecek görüntüler barındırabiliyor. Bu programlar ile karşı karşıya kalan çocuklarda karanlıktan korkma, gündüz veya gece yalnız kalmak istememe, uykuya dalmada güçlük, korkulu rüyalar sıklıkla gözlemlediğimiz durumlardır. Bu nedenle çocuğunuzun izlediği televizyon programları, çizgi filimler, dizileri seçerken dikkatli olmalısınız.

Yetişkinlerin de çocuklarının yanında izledikleri programlara dikkat etmesi gerekir. Siz dizinizi ya da haberleri izlerken yanınızda ya da içeride oynayan çocuğunuzun bir kulağının da sizde olduğunu unutmayın.

Çocuğunuzun gelişimini destekleyen, olumlu davranışları öğreten, korku içermeyen çizgi filmleri ve programları içiniz rahat bir şekilde çocuğunuza izletebilirsiniz..

Etiketler: , , , ,