Zayiflama, Guzellik

msgbartop
msgbarbottom

KARA HİNDİBA BİTKİSİNİN FAYDALARI VE KULLANIMI

Bitki: Anadolu ve kuzey yarım kürede yaygın bir bitkidir. 15-30 cm yüksekliğinde çok yıllık otsu bir bitkidir, dikey durumda kuvvetli bir kökü vardır. Gövde içi boştur, boşlukta süt görünümünde çok acı sıvı bulunur. Yapraklar tabanda rozet şeklinde toplanmıştır, kenarları derin loblu ve dişlidir. Çiçek kafası parlak sarı renklidir. Mayıs ayında çiçek açar ve yaz boyu çiçeklidir. Tohumların ucunda tüy demeti bulunur. Kökler ilkbaharda veya sonbaharda toplanır.

İlaç etkili kısmı:

1- Taze veya kurutulmuş olarak toprak üstü kısımları,

2- Çiçeklenme zamanında toplanan kök ve toprak üstü kısımları birlikte kullanılır. Bileşiminde: Bitkide acı madde bulunur, köklerde ayrıca taraxacin, triterpenoid ve phytosterol vardır.

Etkisi: Kökü ile birlikte topraküstü kısımlarının safra salgısı ve idrar artırıcı etkisi vardır, iştahı artırır.

Kullanıldığı yerler:

1- Topraküstü kısımları iştahsızlık, gaz ve dolgunluk hissi gibi hazımsızlık sorunlarında kullanılır.

2- Kökle birlikte topraküstü kısımları safra yolları sorunlarında, idrar artışı sağlanmasında, iştahsızlık ve hazımsızlık şikayetlerinde kullanılır.

Kullanılmaması gereken haller: Safra yolları tıkalı ise, safra kesesi sorunları varsa ve bağırsak düğümlenmesi durumunda kullanılmamalıdır. Safra kesesinde taş varsa hekim tavsiyesiyle kullanılabilir.

İstenmeyen Etkileri: Bütün acı maddelerde olduğu gibi mide şikayetlerine neden olabilir.

İlaçlarla uyumsuzluğu: Yok.

Kullanım miktarı:

1- Günde 3 defa 4-10 gr ot (topraküstü kısımları)

2- İnce kıyılmış kök ve ot (topraküstü) kısımlarından 1 fincan çay için; 1 yemek kaşığı veya kaynatmada 1 fincan için 3-4 gr (2 çay kaşığı).
kulanım şekli:

Çay şöyle hazırlanır: Ot ve kök-ot kısımları için belirtilen miktarlar bir fincana konur, üzerine 150 ml kaynar su ilave edilir, 10 dakika demlenir, süzülerek içilir.

Kaynatmada: 2 çay kaşığı kök ve ot karışımı 150 ml soğuk suya konur, kaynayana kadar kısık ateşte ısıtılır, süzülür. Günde 3 defa çayı hazırlanarak içilebilir, iştahsızlıkta yemeklerden önce, hazımsızlıkta yemeklerden sonra içilebilir.

Kullanım süresi: Otu uzun süre kullanılabilir.

Uyarı: Kök ve ot karışımının kullanımı sırasında günde 1,5-2 litre su içilmelidir.

Etiketler: , , , ,

Dengeli Beslenmenin Önemi Faydaları

Beslenmenin Sağlığımız İçin Önemi Nedir ?

Beslenme, büyüme, gelişme, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli miktarlarda alıp vücudunda kullanmasıdır. Bu öğelerin herhangi biri alınmadığında veya gereğinden az ya da çok alındığında, büyüme ve gelişmenin engellendiği ve sağlığın bozulduğu bilimsel olarak ortaya konmuştur. Vücudun büyüme ve gelişmesi, verimli çalışması, dış etkenlere ve hastalıklara karşı dirençli olabilmesi için sağlığın temelini oluşturan yeterli ve dengeli beslenme önemlidir.

Yeterli ve Dengeli Beslenmenin Önemi
Vücudun büyümesi, dokuların gelişmesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan besin öğelerinin her birinin yeterli miktarlarda ve dengeli alınması vücutta uygun şekilde kullanılması “yeterli ve dengeli beslenme” dir. Besin öğeleri vücudun gereksinmeleri düzeyinde alınamazsa, yeterli enerji oluşmadığı ve vücut dokuları yapılamadığından “yetersiz beslenme” durumu oluşur.

Düzenli beslenmede Dikkat Edilecek Noktalar
İnsanlar yeterince yemesine karşın, uygun seçim yapamadığı ya da yanlış pişirme yöntemi uyguladığı zaman bu besin öğelerinin bazılarını alamayabilir. Bu durumda, o besin öğesinin vücut çalışmasındaki işlevi yerine getirilemediğinden yine sağlık bozukluğu oluşur. Bu durum da “dengesiz beslenmedir”.

Besin Öğeleri ve Vücut Çalışmasındaki Önemi Ve Etkileri
İnsanın gereksinmesi olan ve besinlerin bileşiminde yer alan 40’ı aşkın besin öğesi kimyasal yapılarına ve vücut çalışmasındaki etkinliklerine göre 6 grupta toplanır. Bunlar; proteinler, yağlar, karbonhidratlar, madenler, vitaminler ve sudur.

Proteinler: Proteinler, hücrelerin esas yapısını oluşturur. Belirli hücreler birleşerek vücut organları ve dokuları yapılır. Protein, büyüme ve gelişme için en önemli besin öğesidir. Birçok hücre zamanla ölür ve yenileri yapılır. Bu nedenle proteinler, hücrelerin sürekliliği için de önemli bir besin öğesidir. Vücudun savunma sistemlerinin, vücut çalışmasını düzenleyen enzimlerin, bazı hormonların da esas yapıları proteindir. Protein aynı zamanda vücutta enerji kaynağı olarak da kullanılır.

Yetişkin insan vücudunun ortalama % 16’sı proteinden oluşur. Bu depo şeklinde değil, çalışan ve belirli ödevler yapan hücreler şeklindedir.

Yağlar: Yetişkin insan vücudunun ortalama %18’i yağdır. Birey harcadığından çok yediğinde vücudun yağ oranı artar, harcadığından az yediğinde ise azalır. Bu nedenle vücut yağı insanın başlıca enerji deposudur. Enerji kaynağı olmadığında, vücuttaki yağ deposu kullanılır. Yağ en çok enerji veren besin öğesidir. Vitaminlerin bir bölümü vücuda yağla alınır. Yağ doygunluk hissi verir. Derialtı yağı vücut ısısını kontrol eder.
Yağlar bileşimlerinde bulunan yağ asitlerine göre 3 gruba ayrılırlar;
—Doymuş yağ asitleri ( tereyağı, içyağı, vb.)
—Tekli doymamış yağ asitleri (zeytinyağı)
—Çoklu doymamış yağ asitleri (ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, soya yağı vb.)

Karbonhidratların Vücuttaki Önemi Nedir

Karbonhidratların başlıca görevi vücuda enerji sağlamasıdır. Günlük enerjimizin çoğunu karbonhidratlardan sağlarız. İnsan vücudunda karbonhidratlar çok az miktarda glikojen olarak bulunur. Glikojen en çok karaciğerde yer alır. Diğer organlarda ve kaslarda da bir miktar glikojen bulunur. Kanda glikoz şeklinde belirli miktarda bulunması, dokulara sürekli enerji sağlanması bakımından önemlidir. Yetişkin insan vücudundaki toplam karbonhidrat miktarı % 1’in altındadır.

Mineraller(Madenler) Vücuttaki Önemi Nedir

Yetişkin insan vücudunun ortalama %6’sı madenlerden oluşmuştur. Madenlerin bir bölümü iskelet ve dişlerin yapıtaşıdır. Diğer bir bölümü vücut suyunun dengede tutulmasını sağlar. Bazı madenler, vücutta besin öğelerinden enerji oluşmasında ve zorunlu oksijenin taşınmasında gereklidir. Bazı madenler de vücudun çalışmasını düzenleyen enzimlerin bileşiminde yer alır.

Vitaminlerin Vücuttaki Önemi Nedir
Vitaminlerin bir bölümü, besinlerle aldığımız karbonhidrat, yağ ve proteinden enerji elde edilmesine ve hücrelerin oluşması ile ilgili biyokimyasal olayların düzenlenmesine yardımcı olurlar. Bazı vitaminler, kalsiyum ve fosfor gibi madenlerin kemik ve dişlere yerleşmesine yardımcıdır. Bazı vitaminler de vücut için gerekli bazı besin öğelerinin bozulmadan işlevini sürdürmesi ve bazı zararlı maddelerin etkilerinin azaltılmasında yardımcıdırlar.

Su Vücuttaki Önemi Nedir

Su, besinlerin sindirimi, dokulara taşınmaları, hücrelerde kullanılmaları sonucu oluşan zararlı atıkların ve vücutta oluşan fazla ısının atılması için gereklidir. Vücuttaki bütün kimyasal olaylar çözelti içinde oluştuğundan, vücutta yeterince su bulunması yaşam için zorunludur. Yetişkin insan vücudunun ortalama %59’u sudur. Bebeklerin vücudunda su oranı yetişkinlerden daha yüksektir.

Bütün besin öğeleri birlikte alındığında vücut normal büyüme ve gelişimini, sağlıklı ve güçlü çalışmasını sürdürür.

Günlük Alınması Gereken Besinler
Yeterli ve dengeli beslenmek için değişik yaş, cinsiyet ve özel durumlardaki bireylerin enerji ve besin öğeleri gereksinmeleri farklıdır.

Besinlerimiz, içerdikleri besin öğelerinin türleri ve miktarları yönünden farklıdır. Bazı besinler proteinden, bazıları karbonhidrattan zengindir. Bu nedenle, besinlerimizi, besleyici değerleri yönünden 4 grup altında toplayabiliriz. Bu grup içinde yer alan besinler, birbirinin yerini tutar. Günlük beslenmemizde her gruptan besin bulunur ve bunların miktarları gereksinmemize uygun olursa, yeterli ve dengeli besleniriz:

Süt ve sütten yapılan yiyeceklerin Vücuttaki Önemi Nedir

Bu grup kalsiyum için en iyi kaynaktır. Süt, yoğurt, peynir, çökelek, süt ile yapılan tatlılar bu gruba girer. Bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçından günde 2 porsiyon yenilmelidir. En az bir büyük su bardağı süt veya yoğurt, iki kibrit kutusu büyüklükte peynir, bir küçük kase muhallebi veya sütlaç bir porsiyon kabul edilir. Bu gruptaki yiyecekler özellikle büyümekte olan çocuklar, gebe ve emzikli kadınlar ile yaşlılar için önemlidir. Yetişkin ve normal durumda olan kişilere günde iki porsiyon, çocuklar, gebe-emzikli kadınlar ve yaşlılar 3-4 porsiyon almalıdır.

Et, tavuk, balık, yumurta, kuru nohut, fasulye, mercimek ve bu besinlerden yapılan ürünler: Bu gruptaki besinler protein, B vitaminleri ve demirden zengindir. Enerji de verirler. Herhangi birinden ya da bir kaçından her gün 2 porsiyon yenilmelidir. Bu grup besinler, öğle ve akşam birinci yemeği oluşturur. Öğünlerden birinde kuru bakla gil, birinde etli sebze yemeği yeterlidir. Etin yerine balık veya tavuk da yenilebilir. Gençler, gebe-emzikli kadınlar bu gruptan 3 porsiyon almalıdır.

Taze sebze ve meyvelerin Vücuttaki Önemi Nedir

C vitamini, birçok vitamin ve mineral gereksinmemizi bu gruptan karşılarız. Karnabahar, kereviz, patlıcan, enginar, pancar, kabak, domates, salatalık, biber, yeşil yapraklı sebze ve otlar, havuç, her türlü meyveler bu gruba girer. Bu gruptaki yiyeceklerin herhangi birinden veya bir kaçının karışımından her gün 5–7 porsiyon yenilmelidir.

Tahıllar ve tahıllardan yapılan yiyeceklerin Vücuttaki Önemi Nedir
Bu grup temel enerji kaynağımızı oluşturur. Ekmek, makarna, şehriye, pirinç, bulgur, kuskus, börekler, un ve irmikten yapılan tatlılar bu gruptandır. Ekmek, her öğün yediğimiz yiyecektir. Yetişkin bir kişi için öğünlerde bile 1–2 orta dilim ekmek yeterlidir. Hareketi fazla olan kişiler bunun iki üç katını yiyeceği gibi, daha çok oturarak iş yapan kişilerin bir porsiyondan fazla yemelerine gerek yoktur. Hareketli kişiler yaptıkları işin derecesine göre 2–3 porsiyon yiyebilirler. Bu gruptan günde 4–6 porsiyon yenilmelidir.

Bu gruplarda belirtilmeyen, fakat yiyeceklerimize lezzet vermek için kullandığımız yağlar, şeker, salça ve baharat vardır. Şeker ve şekerli tatlılar vücuda sadece enerji sağladığından bunların fazla tüketilmesi şişmanlığa neden olur. Beden hareketi çok olan işçiler ve sporcular her yemekte tatlı yiyebilirler. Günlük yediğimiz yağların aşağı yukarı yarısı, yiyeceklerimizin bileşiminden gelir. Özellikle etle pişirilen yemeklere ilaveten yağ koymaya gerek yoktur. Katı ve sıvı yağlardan dengeli bir şekilde yenmelidir. Günlük bir kişinin alacağı yağ miktarı 20–30 g. (2–3 silme yemek kaşığı) kadardır. Bu yağın 1/3 ü bitkisel sıvı yağlar, 1/3ü zeytinyağı, 1/3 ü katı yağ olmalıdır.

Etiketler: , , ,

Ahududu, Akdiken, Anason faydaları Ve önemi Bitki Derman

Ahududu: (Himbeere / Framboise Common / Rasberry bush) Agaç çilegi ve sultan bögürtleni olarak taninir. Haziran-temmuz aylari arasinda beyazimtrak renkli çiçekler açan, 30-150 cm boyunda, çok senelik, dikenli, çali görünüsünde bir bitkidir. Daglik mintikalarin orman ve korularinda tesadüf edilir. Gövdesi dalli, dikenli ve yatiktir. Yapraklari 3-5 parçali, sivri uçlu, yaprak sapi kivrik dikenlidir. Çiçekler ekseriya dallarin ucunda 5-10 çiçekli salkim halindedirler. Meyvesi etli ve birçok eriksi tipli meyvelerin biraraya gelmesi ile meydana gelmis, küre biçiminde, kirmizi renkli ve güzel kokuludur. Meyveleri temmuz ve agustos aylarinda olgunlasir. Çogu çesitleri bahçelerde yetistirilir. Umumiyetle sonbaharda 1-1,5 m aralik birakilmak suretiyle dikilir. Ahudutlari her 6-7 senede bir yenilenmelidir. Türkiye’de yetistigi yerler: Ege, Marmara, Karadeniz bölgeleri. Kullanildigi yerler: Kullanilan kismi, meyve, çiçek ve yapraklaridir. Meyveler tamamen olgunlastiklari zaman toplanir. Yapraklarinda tanen, meyvelerinde ise organik asitler (malik asit, sitrik asit vs.) seker, pektin, uçucu ve sabit yaglar bulunmaktadir. Yapraklari bogaz hastaliklarinda gargara için kullanilir. Çiçeklerinden romatizma ve nikris (gut) hastaliklarinda faydalanilir. Taze olarak, seker ve böbrek hastaliklarinda perhiz yiyecegi olarak istifade edilir. Halk arasinda ishal ve atesli hastaliklara karsi tavsiye edilir.
Akdiken: (Gemeiner Kreuzdorn / Nerprun Alaterne / Common Buckthorn) Mayis-haziran aylarinda, sarı-yesil renkli, küçük çiçekler açan bodur bir agaç. Orman ve koru kenarlarinda bulunur. Dallari karsilikli, uçlari diken halindedir. Yapraklari karsilikli ve saplidir. Çiçekler küçük demetler halinde bir araya toplanmistir. Küre seklinde ve bezelye büyüklügündeki meyvasi evvela yesil, olgunlukta morumsu-siyah renk alir. Türkiye’de yetistigi yerler: Bolu ve Trabzon civari. Kullanildigi yerler: Bitkinin kullanilan kismi taze meyvalaridir. Meyvelerinde yag, renkli maddeler, seker ve glikoz vardir. Iyi bir müshildir. Surubu yapilir. Müshil ilaci olarak kullanilir. Bunlardan baska meyvelerinen yesil bir boya da hazirlanir. Memleketimizde yetismekte olan bir Akdiken çesidi de “Cehri” adiyla anilir. Bu cins sadece memleketimizde yetisir. Anason: (Anis / Anis / Anise) Haziran-agustos aylarinda, beyaz renkli çiçekler açan, 50–60 cm yüksekliginde, bir senelik bitki. Gövde dik, silindir biçiminde, içi bos, çok dalli, tüylü ve üstü çizgilidir. Alt yapraklari uzun sapli, oval veya kalb biçimindedir. Çiçekler bilesik semsiyelerde toplanmislardir. Meyveleri armut seklinde küçük, üzeri tüylü, yesilimsi sari renklidir. Basta Ege bölgesi olmak üzere bütün Anadolu’da bahçelerde yetistirilir. Kültür anasonunun vataninin Anadolu oldugu tahmin edilmektedir. Meyvalarinda nisasta, müsilaj, sabit ve uçucu yag bulunmaktadir. Uçucu yag miktarlari bitkinin cinsine ve yetistigi yerin sartlarina baglidir. Uçucu yagin % 80-90’i anetoldür. Anetol, zehir etkili fakat bu etkisi çok olmayan bir maddedir. Meyvelerinden su buhari distilasyonu ile elde edilen anason yagi, hemen hemen renksiz ve karakteristik kokuludur. Anason tipta midevi, bagirsak gazlarinin tesekkülünü önleyici, hazmi kolaylastirici ve gögüs yumusatici olarak kullanilir. Ayrica nefes darligi, öksürük ve kalb çarpintisi rahatsizliklarinda da etkilidir. Anason yüksek dozda alindiginda bas agrisi, uyusukluk, görme zorlugu yapar. Daimi kullananlarda anisizm hastaligina sebeb olur. Bilhassa çocuklara uyku vermede, midede tesekkül eden gazlari gidermede çok faydalidir. Bebekler için bir çay kasigi tohum bir bardak suya olmak üzere çay olarak hazirlanir. Yemeklerden önce veya süte katilarak bir kaç çay kasigi verilir. Büyükler % 1-2’lik çayini günde 2-3 bardak alabilir. Türkiye’de yetistigi yerler: Bütün Anadolu Kullanildigi yerler: Kullanilan kismi, meyvalari ve yapraklaridir. Meyveleri tamamen olgunlastiktan sonra toplanir ve gölgede kurutulur. Hazmi kolaylastirir. Istahsizligi giderir. Mide ve barsak gazlarini söktürür. Idrar artirir. Migren agrilarini keser. Astim, nefes darligi ve bronsitte görülen sikayetleri giderir.

Etiketler: , , , , , ,

Adamotu ,Adasoğanı Ahlat Faydaları

Adamotu: (Alraunwurzel / Mandragore / Mandrake) Mavimsi-mor renkli çiçekler açan, rozet yaprakli ve kazik köklü çok yillik otsu bir bitki. Kökleri insana benzedigi için, bu isim verilmistir. Türkiye’de yetistigi yerler: Bati ve Güney Anadolu. Kullanildigi yerler: Kökleri % 0,3 oraninda Hiyosiyaminlerle Skopolamin alkaloitlerini tasir. Bundan dolayi zehirli bir bitkidir. Agri kesici, yatistirici, cinsel gücü arttirici etkileri vardir. Halen tedavide çesitli preparatlarin terkibinde kullanilmaktadir. Rastgele kullanildiginda zararli olur. Adasoğanı:(Scille / Scillae bulbus / Sea onion / Urginea maritima) Zambakgillerden bir çesit bitkidir. Yapraklari uzun serit seklindedir. Çiçekleri yesil ve beyaz damarlidir. 2 kilogram kadar olan sogan kismi, yapraklarinin altindadir. Aci ve zehirlidir. 7,5 gram adasogani, bir insani rahatça öldürebilir.Tazeyken kullanilmaz. Aksi halde zehirlenme ve kusmalara yol açar. Soganin etli olan orta kismi, dilimlenerek kurutulur. Sonra dövülüp toz haline getirilir. Çok iyi bilmeden kullanilmamalidir. Kullanildigi yerler:Idrar söktürür. Kalp hastalarinda vücudda biriken suyu bosaltir. Azotemiyi azaltir. Böbrek hastalari kullanmamalidir. Ahlat: (Yabanarmudu / Piraster / Pirus elaegrifolia / Wild pear-tree / Poirier sauvage) Gülgillerden, kendi kendine yetisen ve üzerine armut asilanan bir agaçtir. Yemisi iyice olgunlastiktan sonra yenir. Kullanildigi yerler: Meyveleri ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarinda, filizi ezilip yaraya sürülür.

Etiketler: , , ,

KARADUT PEKMEZİNİN FAYDALARI

KARADUT: Az olgun meyveleri kırmızı ve koyu kırmızı, çok olgun meyveleri siyahımsı kırmızı olan SULU, asidik-EKŞİ dutlar “KARADUT” olarak tanımlanır. Diğer dutlardan ayrılan en belirgin özelliği bol sulu ve eşsiz şeker asit dengesi yani aromasıdır. Karadutun yöresel isimlerinde de çeşitlilik gözlenir. Örneğin karadut; Tokat-Erbaa taraflarında “ekşiare”, Kahramanmaraş, Malatya ve çevrelerinde “urumdut”, Manisa dolaylarında “şurupluk dut” ve Hatay-Antakya civarında “tuti” olarak adlandırılır. Pakistan’da Urduca dilinde “toot” olarak, ingilizcede ise yine karadut anlamında “black mulberry” olarak adlandırılır. Karadutun taze tüketimi raf ömrünün sınırlı olmasından dolayı çok azdır. Daha çok meyve suyu, reçel, marmelat, özellikle Kahramanmaraş’da dondurma ve Şebinkarahisar’da pekmezi yapılarak değerlendirilir. Bu amaçla hasattan sonra meyveler hemen işlenmeyecekse şoklama ünitelerinde kullanılacağı zamana kadar bekletilir.
Karadut meyvesi çok güçlü bir antioksidan içer. Bu güçlü antioksidanlar serbest radikalleri etkisiz hale getirerek bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği flavonoidler sayesinde kalbi koruyucu , yaşlanmayı geciktirici etkisi bulunuyor.

KARADUT PEKMEZİNİN FAYDALARI ;
Karadut bitkisi böceklenmeyen tek organik bitkidir. Betakaroten (A vitamini) ihtiva eder. Fakat mevsimi çok çabuk geçtiği için en bol olan zamanlarında kaynatılarak karadut ’un pekmezini yapılır. Sağlık ve gençlik iksiri olan karadut pekmezi ‘ni düzenli olarak tüketmek sağlığımız açısından oldukça önemlidir. Karadut Pekmezinin faydaları saymakla bitmez. İçerisinde yüksek miktarda Demir elementi vardır.
* Yüksek miktarda demir ( Fe ) içerdiğinden kansızlıkta destekleyici gıda olarak kullanılmaktadır.
* Anne sütünü artırır.
* Halsizliği, aşırı yorgunluğu giderir.
* Ağız ve boğaz enfeksiyonlarına tavsiye edilir.
* Kanı temizler anemi hastalarına tavsiye edilir.
* Kan basıncını düşürür.
* Sindirim sistemi kronik hastalığına faydalıdır.
* Mide salgılarını arttırır.
* Sindirim sistemini düzenler.
* Saçların ve dişlerin güçlenmesini sağlar.
* Kronik gastrit ve hepatit tedavisinde kullanılabilir.
* Uykusuzluğa iyi gelir.

Etiketler: , ,

BEYAZ DUT KURUSUNUN FAYDALARI

DUT: Demir açısından çok zengin, ödem çözücü, idrar söktürücü, bağırsak kurtlarını düşürücü etkisi var. Sadece dut meyvesinin değil yapraklarının da bu özelliği bulunuyor. Yaprakların bir diğer önemli özelliği ise kanamayı durdurması…
BEYAZ DUTUN FAYDALARI;
*Vücuda kuvvet verir, kansızlığa iyi gelir.
*Ağız, bademcik ve boğaz iltihabı, diş eti hastalıkları ve öksürüğe karşı faydalıdır.
*Ateş düşürür.
*Karaciğeri kuvvetlendirir.
*Mide ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder.
*Özellikle yemekle birlikte yenildiğinde hazmı kolaylaştırır.
*Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak kurtlarını düşürür. Mide ve bağırsakları rahatlatır.

BEYAZ DUT KURUSU KÜRÜ : Egzama için çok faydalıdır.
HAZIRLANIŞI: Bir çelik tencereya yarım litre su koyarak kaynatın. Kaynadıktan sonra içine bir avuç kadar beyaz dut kurusu atın ve 7 dakika daha kısık ateşte kaynatın.
UYGULANIŞI: Karışımımız kaynadıktan sonra biraz tenceredeki suyun sıcaklığı ılıkdan biraz sıcak olacak şekilde (elinizi yakmayacak) egzamalı olan elinizi tencerinin içine sokarak en az 10 dk. etki ettirecek şekilde bekletin.(en az 10 dk. elinizi tencerenin içinde bekletin). Elinizi çıkarttıktan sonra en az bir saat elinizi yıkamayın. Daha sonra elinizi sadece su ile durulayın.
Bu uygulamayı haftada 3 kez yapın. Karışımı her defasında taze olarak hazırlamak gerekir.

Etiketler: , ,

BÖĞÜRTLENİN FAYDALARI

Böğürtlen, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rubus cinsini oluşturan familyasından insan sağlığında önemli rolleri olan organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir bitki türlerini ortak adı.
Cilt gençleştirici özelliği var. Böğürtlen hafıza kaybından, mesane taşlarına kadar pek çok hastalığa iyi geliyor. Yaprakları kaynatılırsa, yaraları iyileştirmede eşsiz bir ilaç…
BÖĞÜRTLENİN FAYDALARI :
*Böğürtlen idrar söktürür.
*Ayaklardaki şişlikleri indirir.
*Yüksek tansiyonu düşürür
*Gözlerdeki zafiyeti giderir.
*Mesane taşlarının düşmesine yardımcı olur.
*Ağız, dil, diş eti ve bademcik giderir.
*Haricen kullanıldığı takdirde ağrıları dindirir, yanıkları iyileştirir.
BÖĞÜRTLEN KÖKÜNÜN FAYDALARI ;
Böğürtlen kökü kaynatılıp birer bardak içilirse şeker hastalarına iyi gelir.
Böğürtlen kökü kaynatılarak ağız şişliği için kullanılabilir.
Böbrek ve mesane kumu dökülmesinde böğürtlen kökü kaynatılıp içilirse rahatlama sağlar.
*Kökü kaynatılıp, suyu içilecek olursa kandaki şeker miktarını düşürür.
Böğürtlen kökü kaynatılıp içilirse (erkek ve kadın) cinsel gücü arttırır.

Böğürtlen biberiye, defne tohumu, sirke ile kaynatılıp elde edilen su ile gargara yapılırsa dişlerin çürümesini önlemeye katkıda bulunur.
BÖĞÜRTLEN ŞURUBU
* 2,5 su bardağı böğürtlen,
* 1 su bardağı şeker,
* 4 su bardağı su,
HAZIRLANIŞI : böğürtlenleri robottan geçirin.bir tencerede su ve şeker ile kaynatın.bir taşım kaynadıktan sonra çok az daha tutun ocakta altını kısarak.hemen kavanoza alıp kapaklayıp ters çevirin.
kullanırken bir bardağa 1-2 parmak şurup döküp sulandırıp isteğe göre şeker ilavesi ile içebilir ya da ıslama suyu olarak pastalarda kullanabilirsiniz.
BÖĞÜRTLEN ÇAYININ FAYDALARI ;
Böğürtlen çayı, apandisit oluşumunu önleyen doğal bir ilaçtır. Bir litre suyun içine bir avuç böğürtlen yaprağı katılıp kaynatıldıktan sonra soğuk halde süzülerek günde üç birer su bardağı içilir.

Etiketler: ,

Andızotu Ararot Ardıç Bitkilerin Faydaları

Andızotu: (Atgözü / Kizilagaç / Inula / Inula helenium / Annuèe inule) Bilesikgillerden, menli yerlerde yetisen, 1 metre kadar sapi olan bir çesit ottur. Yapraklari büyük, yumusak ve yuvarlaktir. Çiçekleri sari renkte olup, aci ve kokuludur. Kökü kalindir. Meyveleri küçük, fistik kozalagina benzer. Kullanildigi yerler: Mideyi kuvvetlendirir. Balgam söker. Mikroplari öldürür. Vücudda biriken tuzu atar. Üremi, nefrit, sistit, Idrar yollari hastaliklarinda faydalidir. Nefes darligini giderir. Karaciger hastaliklarini tedavi eder. Kasintilari keser. Fazla kullanildigi zaman, mide bulantisi yapar.

Ararot:(Maranta nisastasi / Arrow-root) Sicak iklimlerde
yetisen “Maranta” adli kamistan veya ona benzer baska

bitkilerin köklerinden çikarilan beyaz bir tozdur. Nisastadan

daha incedir. Kokusu ve tadi yoktur. Kullanildigi yerler: Çocuk

mamasi yapiminda kullanilir. Süt çocuklarina ve nekahat

dönemindeki hastalara verilir. Hastaliklardan sonra görülen
halsizlikleri giderir.

Ardıç:(Wacholder / Geniévre / Juniper) Kisin

yapraklarini dökmeyen daimi yesil agaçlardan.

Yapraklari küçük pulsu veya igne seklinde olup

1-2 cm uzunlugundadir. Bir evcikli veya iki evcikli

bitkilerdir.

Ardiç yemisi diye anilan kozalaklari disi agaçlar

üzerinde bulunur.

Ardiç türleri kozalaklarinin büyüklügüne, rengine ve özellikle her kozalagin içinde bulunan tohumlarinin sayisina göre birbirinden ayirt edilir. Çesitleri ve kullanildigi yerler: Sicak iklimlerde ve korunmus alanlarda agaç gibi büyümesine karsilik, soguk bölgelerde çali manzarasindadirlar. Genel olarak odunu yumusak ve dayaniklidir. Kursun kalem yapilir. Kerestesi de demiryolu traversi olarak kullanilir. Bütün Kuzey Yarimküre’de yetisen 60 türü vardir. Memleketimizde 8 ardiç türü yetismekte olup önemlileri sunlardir: Katran ardici (Juniperus oxycedrus): Trakya ve Anadolu’da yaygindir. Çali veya küçük bir agaç seklindedir. Yapraklari üçlü ve baticidir. Kozalaklari kirmizimsi olup iki tohumludur. Dallarindan elde edilen katrani cilt hastaliklarinda kullanilir. Adi ardiç (Juniperus communis): Memleketimizde Trakya bölgesinde tesadüf edilen çalimsi veya küçük agaçlardandir, yapraklari baticidir. Kozalaklari mavimsi siyah renkli, üç tohumludur. Idrar söktürücü olarak kullanilir. Bodur ardiç (Juniperus nana): Memleketimiz daglarinda, özellikle Kuzey Anadolu daglarinda genis topluluklar meydana getirir. Kozalaklari mavimsi siyah renklidir. Yenir ve idrar söktürücü özelliktedir. Kokar ardiç (Juniperus foetidissima): Dogu Akdeniz Bölgesi agacidir. Memleketimizin daglik yerlerinde yetisir. Sürgünleri dört köseli, kozalaklari mavimsi siyah renkli, 1-2 tohumludur. Yapraklar ezildigi zaman fena kokular çikarir. Yüksek ardiç (Juniperus excelsa): Memleketimizin daglik bölgelerinde yetisir. Sürgünleri dört köseli degildir. Kozalaklari mavimsi siyah renkli, 4-6 tohumludur. Finike ardici (Juniperus phoenicea): Bati ve Güney Anadolu’da yetisen çalimsi, bodur agaçlardandir. Kozalaklari kizilimsi kahverengi, 4-9 tohumludur. Aslanağazı:(Kurtagazi / Tavsandudagi / Anthirinum / Linaire / Muflier) Türlü renklerde yetisen güzel görünümlü bir bitkidir. Kokusuzdur. Daha ziyade süs bitkisi olarak kullanilir.

Etiketler: , , , ,

YOĞURDUN FAYDALARI

Bir çeşit mayalama yöntemi ile elde edilmekte olan yoğurt, her derde deva ve oldukça faydalı bir besin. İçermiş olduğu prebiyotik asitler sayesinde, vücudun ihtiyacı olan faydalı bakterilerin karşılanmasında oldukça etkili ve doğal bir besin olarak, önemli bir rol oynuyor.
Bağışıklık sistemini uyarıyor. 40 yaş üstünün çok tüketmesi öneriliyor. Özellikle rejim yapanlarda önemli etkileri var. Yağ yakmayı tetiklediği için normalden daha hızlı kilo verilmesini sağlar.

YOĞURDUN FAYDALARI
*Zararlı bakterilerin üremesini durdurarak bağırsakların düzenli olarak çalışmasını sağlar.
*Sindirim sistemi çalıştırır mide rahatsızlıklarını önler.
*Şeker hastaları için yararlı bir besindir, kan şekerini düzenleyici etkisi bulunmaktadır.
*Bağırsak düzensizliklerinin giderilmesine, özellikle çocuk ve yetişkinlerde karşılaşılan ishallerin tedavisine yardımcı olur.
*Kanser riskini azaltır, özellikle kolon kanserine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır. Vücuttaki kolesterol miktarının azalmasına yardımcı olur, LDL kolesterolü azaltır.
*Kandaki asit baz dengesini sağlıklı hale getirir.
*Rahatlatıcı etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle iyi ve rahat bir uyku için idealdir.
*Antibiyotik kullananlar, ilacın etkisiyle zarar görebilecek yararlı bakterilerin korunması amacıyla yoğurt yemelidirler.
YOĞURDUN ZARARLARI;
Yoğurdun bilinen bir zararı yoktur. Fakat, araç kullanacaksanız veya yoğun bir çalışma temponuz var ise, yoğurdun uyutucu özelliğinden dolayı, çok fazla yoğrut yenmemesi öneriliyor.

yoğurdun cilde faydaları

Etiketler: ,

KAKAONUN FAYDALARI ZARARLARI

Kakao (Theobroma cacao), 4-8 metre boyunda ebegümecigiller (Malvaceae) familyasından çikolata yapımında kullanılan bir bitki türüdür. Kakao çekirdekleri Kakao, dünya çapında 70 bin kilometrekarenin üzerinde bir ekim alanına sahiptir. Üretimin % 40′ını gerçekleştiren Fildişi Sahilleri’ni, %15′er payları ile Gana ve Endonezya izlemektedir. Diğer kakao üreticileri, küçük miktarlarda olmakla beraber, Brezilya, Nijerya ve Kamerun’dur.
Doğal yetişme alanı Güney Amerika olmakla beraber, Tropiklerin genelinde yetiştirilmektedir. Theobromin adlı bir alkaloit eldekinde ve kakao yağı eldekinde kullanıldığı gibi, kakaonun tohumları da çikolata yapımında kullanılmaktadır.
Kakao ağacını doğal yetişme alanları And Dağları’nın etekleri ile Amazon ve Orinoco ırmaklarının havzalarının 200-400 m yakınlarındaki yükseltilerdir. Orta Amerika’ya Mayalar tarafından getirildiği sanılmaktadır. Ilık iklimlerde düzenli yağmur alan, verimli topraklarda yetişir.

Kakao geleneksel olarak Aytekler tarafından su ve baharatla karıştırılarak, özellikle dinsel ayinlerde kullanılan çikolata yapımında kullanılıyordu. İspanyol istilasından sonra Avrupa’ya getirilen kakao, süt ile karıştırılarak kullanılmaya başlandı ve kısa sürede popüler oldu. Kakao tozu zamanla kakao yağı ile karıştırılarak bugünkü çikolata ortaya çıktı.
KULLANIM ŞEKLİ :
Kakao ağacının tohumları ya hemen ya da bir süre sonra mayınlandırılır ve ardından kurutulur. Böylece tohumun acı lezzeti kaybolur ve hoş bir koku meydana gelir. Bu taneler kavurulurak, un haline getirilip yağı alınır. Sonra yeniden öğütülerek, toz halindeki kakao elde edilir.
Kakao, sütle karıştırılıp içilir, ayrıca yağı alınmamış kakao tohumlarından çikolata yapılır.
KAKAONUN FAYDALARI ;
*Az miktarı kalbi kuvvetlendirir,
*sindirimi kolaylaştırır,
*idrar söktürür. Uyarıcı, iştah açıcı ve kuvvet vericidir.
*Vücuttaki zehirlerin dışarı atılmasını sağlar.
*Böbrek iltihaplarını yok eder.
KAKAONUN ZARARLARI : Fazla tüketmek zararlıdır, çarpıntı yapar.

Etiketler: , ,